İLAHİLER

ilahiler

İÇİNDEKİLER

AĞLAR MUHAMMED

ALLAH ALLAH DİYELİM

HOR BAKMA SEN TOPRAĞA

TOPRAKTA NELER YATUR

GÖÇTÜ KERVAN, KALDIK DAĞLAR BAŞINDA

AMAN ÇEŞME CANIM ÇEŞME

GÜLME GÜLME AĞLA GÖNÜ

ÇAĞIRAYIM MEVLÂM SENİ

MAKÂMIMIZ KUŞ MİSÂLİ

YALVAR KUL ALLAH’A YALVAR

YÂ MUHAMMED MUSTAFA

BİZ DÜNYA’DAN GİDER OLDUK

BESMELE İLÂHİSİ

GÜNAHIM ÇOK SEVABIM YOK

YÂ RASÛLALLAH

YÂ MUHAMMED CANIM ARZULAR SENİ

DER ALLAH ALLAH

ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

VEYSEL KARÂNİ

PEYGAMBERİN İZİNDEYİZ

ÂŞIKIZ MUHAMMED’E

DER YÂ RABBİ YÂ RABBİ

KARANLIĞIN ORTASINDA

ŞEHİT TAHTINDA

TOPTAN SARILALIM YÜCE KUR’AN’A

BİZDEN DE SELÂM GÖTÜRÜN

BU DÜNYA’YI KURAN MİMAR

BANA SENİ GEREK SENİ

CÂN-U DİLDEN ÂŞIK OLDUM

MUHAMMED HÜRMETİNE

SORDUM SARI ÇİÇEĞE

GÜL YÜZÜNÜ RÜYAMIZDA

ÖMRÜN BİTİRMİŞ VİRÂNE MİYİM

MEVLÂYI ÖZLER

EY ALLAH’IM BENİ SENDEN AYIRMA

HAK YOL İSLÂM YAZACAĞIZ

NEFİS SEN ÖLMEZ MİSİN

DALEAL BEDRU ALEYNA

“Gerçekten, Allah’ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, size, Allah’ın Peygamberinde (tâkip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.” Ahzab Sûresi, Âyet: 21.


AĞLAR MUHAMMED

Ali almış sancağını eline

Koşturarak gider mahşer yerine

Hasan ile Hüseyin’i almış yanına

Ah ümmetim derde ağlar Muhammed

Cehennem kükreyip kalktığı zaman

Ateşin üstüne yaktığı zaman

Annesi kızından kaçtığı zaman

Ah ümmetim derde ağlar Muhammed.

Bir yanını arasattan çevirir

Bir yanında zebâniler çağırır

Bir sırata bir mizana koşturur

Ah ümmetim derde ağlar Muhammed.

Firdevs bahçesinde durmazam

Ümmetimi zebânilere vermezem

Ümmetimsiz cennetine girmezem

Ah ümmetim derde ağlar Muhammed.

Ümmetin acısı düşmüş özüne

Yaşı sicim sicim akar gözüne

Hırkasını koymuş mizan gözüne

Ah ümmetim derde ağlar Muhammed

ALLAH ALLAH DİYELİM

Allah emrin tutalım

Rahmetine batalım

Bülbül gibi ötelim

Allah Allah diyelim

Allah adı dillerde

Sevdası gönüllerde

Şol karanlık yerlerde

Allah Allah diyelim

Allah adı uludur

Emrin tutan kuludur

Mü’minlerin yoludur

Allah Allah diyelim

Ölüp kabre varınca

Melek sûal sorunca

Rabbin kimdir deyince

Allah Allah diyelim

Yunus söyler sözünü

Hakka bağlar özünü

Görmek ister yüzünü

Allah Allah diyelim.

“… Peygambere (ve tebliğ ettiği İslâm nizâmına) aykırı gidenler kendilerine dünyada buhran, âhirette elem verici bir azabın gelip çatmasından sakınsınlar.” Nûr Sûresi, Âyet: 63.

 

 

 

HOR BAKMA SEN TOPRAĞA

TOPRAKTA NELER YATUR

Hor bakma sen toprağa toprakta neler yatur

Kâni bunca  evliya yüz bin Peygamber yatur.

Cennette buğday yiyen gaflet gömleğin giyen

Hem dünyaya meyleden Âdem Peygamber yatur.

Arkasıyla kum çeken göz yaşıyla yoğuran

Kâbe’ye temel kuran Halil Peygamber yatur.

Vücûdunu kurt yiyen, kurt yedikçe şükreden

Belâlara sabreden Eyyüp Peygamber yatur.

Balık karnında yatan kan ile abdest alan

Kıblesiz namaz kılan Yunus Peygamber yatur.

Kuyuda nihân olan kul deyûben satılan

Mısıra sultan olan Yûsuf Peygamber yatur.

Yusuf’un yavu kılan kurt ile dâvi kılan

Ağlayıp gözsüz kalan Yâkup Peygamber yatur.

Asasın ejder kılan bahre vurup yol eden

Firavn’u helâk eden Mûsa Peygamber yatur.

Ol Allah’ın hâbibi, dertlilerin tâbibi

Enbiyalar serveri Rasûl Muhammed yatur.

Hayber kal’asın yıkan, kâfir-i oda yakan

ªahinler gibi bakan Ali gibi er yatur.

Ata ana gülleri, Kur’an okur dilleri

Fatma ana oğulları Hasan-Hüseyin yatur.

İğnesin suya atan, balıklara getirten

Tâcın tahtın terk eden İbrahim Ethem yatur.

Gündüzler sâim  olan, geceler kâim olan

Âriflerin sultânı Beyâzıt Bestam yatur.

Hakikatin erleri, geçti bundan herbiri

Konya’da ol Mevlâna Hüdâvendigâr yatur.

Çoktur Hakkın kulları fikreyle sen bunları

Hak erenlerin görsen ne sultanlar yatur.

Yûnus sende ölürsün, kara yere girersin

Toprakların altında günahkâr kullar yatur.

“Sizden birinize ben, ana-babasından (ailesi ve) çocuklarından ve diğer bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, o kişi bana (ve tebliğ ettiğim İslâm dinine) tam anlamıyla iman etmemiştir.” Hadis-i ªerif

 

GÖÇTÜ KERVAN, KALDIK DAĞLAR BAŞINDA

Ah nice bir uyursun uyanmaz mısın?

Göçtü kervan, kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

Çağrışır tellallar inanmaz mısın?

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

NAKARAT

Allahu Allah, Allahu Allah

Allahu Allah, Allahu Allah

 

Emir Hac göçeli hayli zamandır

Muhammed cümleye dindir, imandır.

(Allah Allah)

Delilsiz gidilmez yollar yamandır

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

Bülbül olup dost bağında öte gör

İyi amellerle yükün tuta gör

(Allah Allah)

Muhammed’in kervanına yete gör

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

Dağılmadı şu dağların dumanı

Çıkar kalbindeki şekki gümanı

(Allah Allah)

Cümlemize yoldaş eyle imanı

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

Yunus sen bu dünyaya neye geldin

Gece gündüz Hakkı zikretsin dilin

(Allah Allah)

Enbiyaya uğramaz ise yolun

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

(Allah Allah)

AMAN ÇEŞME CANIM ÇEŞME

Aman çeşme canım çeşme Can Ahmed’i görmedin mi?

Biraz önce abdest aldı şu karşı ki camiye sor.

Aman cami, canım cami, Nur Ahmed’i görmedin mi?

Biraz önce namaz kıldı şu karşı ki çarşıya sor.

Aman çarşı canım çarşı Can Ahmed’i görmedin mi?

Şimdi buradan kefen aldı şu karşı ki kabire sor.

Aman kabir canım kabir Muhammed-i görmedin mi?

ªimdiye kadar sizin idi, şimdiden sonra bizim oldu.

 


“Allah’a, Peygamberi Hz. Muhammed’e itaat eden, Allah’tan saygı duyarak korkan, emirleri ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlar (yok mu? İşte dünya ve âhirette) mutluluğa erecek olanlar ancak onlardır.” Nûr Sûresi, Âyet: 52.

 

GÜLME GÜLME AĞLA GÖNÜL

Bir garipsin şu dünyada

Gel dönelim Hakka gönül.

Derdin dahi çoktur senin

Gel dönelim Hakka gönül.

Gölme gülme ağla gönül.

İşi gücü cevr-u cefa.

Dünya kime kıldı vefa.

Hani Muhammed Mustafa.

Gel dönelim Hakka gönül.

Gülme gülme ağla gönül.

Ebû Bekir Sıddîk Veli,

Oldur Peygamberin yâri.

Hani Ömer, Osman, Ali

Gel dönelim Hakka gönül.

Gülme gülme ağla gönül.

Bir gün olup ecel gele

Kullar kulluğunda kala

Cümle âlem toprak ola.

Gel dönelim Hakka gönül

Gülme gülme ağla gönül.

Âşık Yunus söyler sözün

Hemen toprak beller özün

Nedâmetle dolsun gözün

Gel dönelim Hakka gönül

Gülme gülme ağla gönül.

ÇAĞIRAYIM MEVLÂM SENİ

Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım Mevlâm seni

Seherlerde kuşlar ile

Çağırayım Mevlâm seni.

Su dibinde mâhi ile

Sahralarda âhu ile

Derviş olup yâhû ile

Çağırayım Mevlâm seni.

Gök yüzünde İsâ ile

Tûr dağında Mûsa ile

Elindeki âsâ ile

Çağırayım Mevlâm seni.

Derdi aşkın Eyyûb ile

Gözü yaşlı Yâkup ile

Ol Muhammed mahbûb ile

Çağırayım Mevlâm seni.

Yunus okur diller ile

Kumrular bülbüller ile

Hakkı seven kullar ile

Çağırayım Mevlâm seni.

“Gerçekten bu Kur’an, (insanları) en doğru yola iletir ve (dünya da) iyi işler yapan, mü’minlere kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” İsrâ Sûresi, Âyet: 9.

 

 

MAKÂMIMIZ KUŞ MİSÂLİ

Makamımız kuş misâli

Daldan dala konabilir

İnsanoğlu hiç misâli

Bir gün olur ölebilir.

Dağlar taşlar kül misâli

Bir gün olur tozabilir

İnsanoğlu gül misâli

Bir gün olur solabilir.

Bu can sana emanettir

Bir gün olur çıkabilir

Dünya malı bir ziynettir

Ancak amel kalabilir.

Gururlanma insanoğlu

Ölmemeye çaren mi var

Hazan olmuş bir gül gibi

Solmamaya çaren mi var.

Dünya bir değirmen döner

Bütün varlık ona biner

Yağı bitmiş kandil söner

Sönmemeye çaren mi var.

Düşünmezsin sen ölmeyi

Terk etmezsin hiç gülmeyi

Yakası yok ak gömleği

Giymemeye çaren mi var.

Hani ecdat hani ata

Hakka karşı etme hata

Tâbut denen cansız ata

Binmemeye çaren mi var.

Dâim yürü Hak izinde

Doğru söyle her sözünde

Dört kişinin omzunda

Gitmemeye çaren mi var.

Altımızdan taşlar batar

Üstümüzden otlar biter

Yılan-çıyan yiyip yutar

Yutmamaya çaren mi var.

YALVAR KUL ALLAH’A YALVAR

 

Cân-u gönülden seversen

Yalvar kul Allah’a yalvar

Maksûda ermek istersen

Yalvar kul Allah’a yalvar

Hak Yâ Rab!

Yalvara gör hep yalvara

Varmayasın yüzü kara

Ümmet isen Peygambere

Yalvar kul Allah’a yalvar.

Hak Yâ Rab!

Geceler uykudan uyan

Gizli sırlar olsun ayan

Mahrum olmaz Allah diyen

Yalvar kul Allah’a yalvar.

Hak Yâ Rab!

Yunus zikredip Hak deyu

Yürü maksudun dileyû

İnileyû hem ağlayû

Yalvar kul Allah’a yalvar.

Hak Yâ Rab!

 


“(Ey Rasûlüm) Deki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki; Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayan esirgeyendir.” Âl-i İmran Sûresi, Âyet: 31.

YÂ MUHAMMED MUSTAFA

Geldik Hak’tan yeryüzüne savrulduk

Nefsin çöllerinde yanıp kavrulduk

Bir iman denizi arayıp durduk

Seni buldur Yâ Muhammed Mustafa.

Şu dünya denilen dâr-ı fenâda

Mü’minlerin nuru olduğun anda

Beşikte okunan o ilk ezanda

Seni duyduk Yâ Muhammed Mustafa

Rabbim rahmet verir açlık dindirir

Toprak yudum yudum içer sindirir

her damlayı ayrı melek indirir

Senden sebep Yâ Muhammed Mustafa.

Çimenler, çiçekler, kuşlar, böcekler

Cümlesi Allah’ın emrini bekler

Bur buyruk oldu ki, o örümcekler

Seni gizler Yâ Muhammed Mustafa.

İntikam hırsından hep uzaklaştın

Düşmanına bile kucağın açtın

Sen kan değil barış için savaştın

Eşsiz Gâzi Yâ Muhammed Mustafa.

Başlar insan engelleri aşmağa

Başlayınca hak yolundan koşmaya

Gör ki döndü iki gözüm çeşmeye

Gönlümdesin Yâ Muhammed Mustafa.

O mahşer saati gelip vurmadan

Fâniler, bâkiye koşar durmadan

ªu naçiz bedenler hakka varmadan

Bekle bizi Yâ Muhammed Mustafa.

Zorda kalsa bile bir gün ümmetin

O kara bedeni yıkıp zulmetin

Yine de peşinden geliriz senin

Andolsun ki Yâ Muhammed Mustafa.

BİZ DÜNYA’DAN GİDER OLDUK

Biz dünyadan gider olduk

Kalanlara selâm olsun

Bizim için hayır dua

Kılanlara selâm olsun

Ecel büke belimizi

Söyletmeye dilimizi

Hasta iken hâlimizi

Soranlara selâm olsun.

Tenim ortaya açıla

Yakasız gömlek biçile

Bizi bir âsan veçhile

Yuyanlara selâm olsun.

Salâ verile kastımıza

Gider olduk dostumuza

Namaz için üstümüze

Duranlara selâm olsun.

Derviş Yunus söyler sözü

Yaş dolmuştur iki gözü

Bilmeyen ne bilsin bizi

Bilenlere selâm olsun.

“Rabbin, yalnız kendisine ibâdet etmenizi ve anaya-babaya iyilik etmenizi emretti. Anne ve babandan ikisi veya biri senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır (ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa, sakın onlara “Öf” bile deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle! Onlara acımandan dolayı, onlara karşı alçak gönüllü ol. Ve “Ey Rabbim! Anne-babam, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse, sen de bunlara (öyle) acı” de.” İsrâ Sûresi, Âyet: 23-24.

BESMELE İLÂHİSİ

Besmele ne güzel şey

Onunla başlar her şey

Sûrelerin başıdır

Âyetin nakşıdır.

Besmele büyük mana

Kuvvet verir imana

Hiç solmayan bir güldür

Uygundur her zamana

Besmelesiz iş olmaz

Hiç manasız düş olmaz

Besmeleyle açan gül

Seneler geçse solmaz.

Besmelenin adı var

Dilde çok hoş tadı var

Yedi semâya çıkar

Görünmez kanadı var.

Besmele ismi âzam

Rabbimiz onu yazan

Nardan halas istersen

Çok zikret cennet kazan.

İnsanlar ızdırablı

Pek çoğaldı eyvahlar

Anne-baba tanımaz

Besmelesiz evlâtlar

Mûcizeler var idi

Musa’nın asasında

Yüce Kur’an gizlidir

Besmelenin başında.

Ey kul çek besmeleyi

O halleder her şeyi

Yanık sesinle söyle

Seherde besmeleyi

Kalbimizi daraltma

Ruhumuzu daraltma

Ey Allah’ım! Kapından

Başka kapı aratma.

Cennetin anahtarı

Onunla söner nârı

Cennette üç ırmak var

Bal-süt kevser ırmağı.

NAKARAT

Bismillâhirrahmânirrahim

“Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (haramdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak (elbise, yüzük gibi örtülmesinde güçlük bulunan ve) kendiliğinden görünenler hâriç. Baş örtülerini yakalarının üzerine koy(up boyunlarını ört)sünler. Süslerini (göğüs ve boyunlarını) yabancı erkeklere göstermesinler…” Nûr Sûresi, Âyet: 31.

GÜNAHIM ÇOK SEVABIM YOK

Yüce Allah sana ayan

Günahım çok sevabım yok

Halimi eyledim beyan

Günahım çok sevâbım yok.

Gönlüm bana neler açtı

Gafil kalmak büyük suçtu

Ne söylesem vakit geçti

Günâhım çok sevâbım yok.

Nefsim cehennemde yana

Vallahi acıman ola

Ah yazıklar olsun bana

Günahım çok sevâbım yok.

Hayat böyle geçer sandım

Bilmiyorum nasıl kandım

Pişman olup geri döndüm

Günâhım çok sevâbım yok.

Gül haliyim böyle hâlim

Hakka yalvarıyor dilim

Bilmiyorum nasıl kulum

Günâhım çok sevâbım yok.

YÂ RASÛLALLAH

Aşkın ile âşıklar

Yansın yâ Rasûlallah

İçip aşkın şarâbın

Kansın yâ Rasûlallah.

ªol seni seven kişi

Verir yoluna başı

İki cihan güneşi

Sensin yâ Rasûlallah.

ªol seni sevenlere

Kıl şefaat onlara

Mü’min olan tenlere

Cansın yâ Rasûlallah.

Âşık oldum didâre

Bülbülüm şol gülzâre

Seni sevmeyen nâre

Yansın yâ Rasûlallah.

Âşık Yunus’un canı

İlmi şefâat kânı

Âlemlerin sultanı

Sensin yâ Rasûlallah.

“Ey Peygamber! Kendi hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için evlerinden dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar (vücutlarını örtsünler); onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Ahzâb Sûresi, Âyet: 59.

YÂ MUHAMMED CANIM ARZULAR SENİ

Arayu arayu bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Bir mübârek sefer olsada gitsem

Medine yollarında kumlara batsam.

Nur cemâlin bir kez düşte seyretsem

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Ali ile Hasan-Hüseyin andan

Sevgisi gönüllerde muhabbet canda

Yarın mahşer gününde hak divanında

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Arafat dağıdır bizim dağımız

Anda kabul olur bizim duamız

Medine de yatar Peygamberimiz

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Yunus metheyledi seni dillerde

Sevilirsin bütün hem gönüllerde

Ağlayu ağlayu gurbet ellerde

Yâ Muhammed canım arzular seni.

 

DER ALLAH ALLAH

Mestü hayrânım

Zâru giryânım

Her dem lisânım

Der Allah Allah

Gözlerden yaşlar

Akmaya başlar

Cümle kurt-kuşlar

Der Allah Allah

İns, Cin, Melekler

Yerler felekler

Suda semekler

Der Allah Allah

Pendimi tut gel

Bir ele ver el

Ölmeden evvel

Der Allah Allah

Gece ol kâim

Gündüz ol kâim

Ehl-i Hak dâim

Der Allah Allah

İrfan isteyen

İhsan isteyen

Canan isteyen

Der Allah Allah

Hû ismi Âzam

Hû hû der hocam

Kuddûsi her an

Der Allah Allah

 “Cennetlikler, altın ve cevâhirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar. Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşırlar. Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle. O şaraptan ne başları ağrıtılır ne de akılları giderilir. Beğendikleri meyveler. Canlarının çektiği kuş etleri. İri gözlü hûriler. Saklı inciler gibi. Yaptıklarına karşılık olarak (o mü’minlere bahşedilmiştir). Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir lâf işitmezler. Duydukları söz, yalnız “Selâm, selâm”dır. Sağın adamları, nedir o sağın adamları! (Onlar) dikensiz kirazlar. (Kökünden tepesine kadar) meyve dizili muzlar. Uzamış gölgeler. Fışkıran sular. Pek çok meyve arasında. Tükenmeyen ve yasaklanmayan. Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.” Vâkıa Sûresi, Âyet: 15-34.

ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

Şol cennetin ırmakları

Akar Allah deyû deyû

Çıkmış İslâm bülbülleri

Öter Allah deyû deyû

Salınır tûba dalları

Kur’an okur hem dilleri

Cennet bağının gülleri

Kokar Allah deyû deyû

Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri

Cennette hûri kızları

Gezer Allah deyû deyû

Kimler yiyip kimler içer

Hep melekler rahmet saçar

İdris Nebî hulle biçer

Diker Allah deyû deyû

Hep nurdandır direkleri

Gümüştendir yaprakları

Uzandıkça budakları

Biter Allah deyû deyû

Hakka âşık olan kişi

Akar gözlerinin yaşı

Pür nûr olur için dışı

Söyler Allah deyû deyû

Yunus Emre var yârına

Koma bugünü yârına

Yarın Hakkın divânına

Varam Allah deyû deyû

VEYSEL KARÂNİ

Rum da Acem de âşık olduğum

Yemen illerinde Veysel Karâni

Rasûlün hırkasın tâcını giydi

Yemen illerinde Veysel Karâni

Erenler önünde kemer belinde

Ak nurdan ben’i var o sağ elinde

Veysel Sultan derler hak divanında

Yemen illerinde Veysel Karâni

Sabah namazını kılıp giderdi

Gizlice Rabbine niyaz ederdi

Anın işi gücü deve güderdi

Yemen illerinde Veysel Karâni

NAKARAT

Yemez haramı, bilmez yalanı

Ol Habibullah’ın sâdık yârânı

Elinde asâsı hurma dalından

Sırtında hırkası deve yününden

Asla hata gelmez onun dilinden

Yemen illerinde Veysel Karâni

Yastığı taş idi döşeği postu

Cennetlik eylemek ümmeti kastı

Hakkın sevgilisi Habibin dostu

Yemen illerinde Veysel Karâni

Anasından destur aldı durmadı

Kâbe yollarını geçti boyladı

Geldi ol Rasûl-ü evde bulmadı

Yemen illerinde Veysel Karâni

Yunus der ki gelin biz de varalım

Ayağı tozuna yüzler sürelim

Hak nasip eylesin komşu olalım

Yemen illerinde Veysel Karâni

“Allah ve Rasûlü bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim de (Allah’ın ve Peygamberin emrine uymayarak) Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” Ahzâb Sûresi, Âyet: 36.

PEYGAMBERİN İZİNDEYİZ

Biz Kur’an’ın hâdimleri

Pür imanlı ve zindeyiz

Bu yoldan dönmeyiz asla

Peygamberin izindeyiz

Hak habibim dedi ona

Bizden feda can uğruna

Âlem şâhid olsun buna

Peygamberin izindeyiz

O’dur âhir hak Peygamber

O’na salât selâm gönder

Cihanda en büyük önder

Peygamberin izindeyiz.

Hayra koşan şerden kaçan

Bize nurlu ufku açan

Âlemlere rahmet saçan

Peygamberin izindeyiz.

Tende kalan bir can ile

Aşk ile pür iman ile

Biz hazreti Kur’an ile

Peygamberin izindeyiz.

ªIKIZ MUHAMMED’E

Âşıkız Muhammed’e

İnandık o sermede

Şânı büyük Ahmed’e

Sultanlar sultanına

Ol şefâat kânına

Dertliler Dermânına

Dünyada ravzasına

Ukbâda rızasına

Cennette safasına

Âline ashabına

Yârine ahbabına

Sevgili yârına

Hak yolda duranlara

Ünsiyet kuranlara

Mahbubu bulanlara

Cennete girenlere

Kevser’den içenlere

Rahmete erenlere

NAKARAT

Kavuştur Rabbim bizi

Kavuştur Mevlâm bizi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Kitaptan sana vahyedileni oku ve namaz kıl. Çünkü namaz, kötü ve iğrenç (hal ve davranışlardan) insanı vazgeçirir. Allah’ı anmak, elbette en büyük ibâdettir. Allah, ne yaptığınızı bilir.” Ankebut Sûresi, Âyet: 45.

 

DER YÂ RABBİ YÂ RABBİ

Şâkıyan şu bülbüller

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Bunda lâleler güller

Der yâ Rabbî yâ Rabbi

Ağaçlar yaprak yaprak

Yeşil mavi kara ak

Ne varsa büyük ufak

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Yer gök zaman ve mekân

Dağ, taş, dere, toz, duman

Çığlık, feryad, ah, aman

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Kalp gözünü açıp bak

Bir ân için yok durmak

Şu sular ırmak ırmak

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Sarmış âlemi o nur

İsmi dilde okunur

Gözyâşı billûr billûr

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Koyun, kuzu, kuş, cüce

Hem gündüz hem de gece

Durmadan hece hece

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Kelebekler, arılar

Lapa lapa yağan kar

İşte şu billûr pınar

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

Feryâd, figan, aman, ey

Bunca varlık bunca şey

Çığlık çığlık öten ney

Der yâ Rabbi yâ Rabbi

KARANLIĞIN ORTASINDA

Karanlığın ortasında

Parlayan bir güneş gibi

İmanın doğduğu şehir

Mekke Mekke güzel şehir

Bir kuş olsam uçşam sana

Süzülsem sokaklarına

Çiğdem olsam çiçek açsam

Kavrulan o toprağında

NAKARAT

Döneceğiz, döneceğiz

Vahyin kalbi döneceğiz

Geleceğiz, geleceğiz

Mekke bir gün geleceğiz

Senden uzak kalabilmek

Taşlar gibi yürek ister

Zâlimin eline düşmek

Zulüm olmaklığa yeter.

Kavrar yürek, kalkar bilek

Sana İbrâhimler gerek

Eteğinde her bir yürek

Bir gün haykıracak Lebbeyk…

 


Bir de dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki dağlar bulut(ların gökyüzündeki hareketi gibi) gezerler (yani, dünya döndüğü için, dağlar da dünya ile birlikte hareket etmektedirler). Bu her şeyi muhkem yapan (en güzel bir şekilde yaratan ve düzene koyan) Allah’ın işidir. Şüphesiz ki o yaptıklarınızdan (dünyadaki her halinizden) tamamıyla haberdardır.” Neml Sûresi, Âyet: 88.

 

ŞEHİT TAHTINDA

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Ah binlerce canım olsaydı der

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Canın bedeli bir sofradan yer

Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz

Sevdasız olmaz sevdasız olmaz

Dağları oyup zindan etseler

Allah nurunu söndüremezler

Dağları oyup zindan etseler

Kur’an nurunu söndüremezler

Yarasız olmaz çilesiz olmaz

Şehitsiz olmaz, kurbansız olmaz

Şehid tahtında Rabbe gülümser

Ah binlerce canım olsaydı der

Şehid tahtında Rabbe gülümser

Canın bedeli bir sofradan yer

 


“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, çünkü onlar diridirler. Fakat siz (o yüksek hayatın) farkında değilsiniz.” Bakara Sûresi, Âyet: 154.

Karanlık ölür zulûmât ölür

Gözler önünde ve ölüm ölür

Anladım artık Uhud ve Bedir

Ve ümit sevda şahâdet nedir?

Soludum kabri mahşer anını

Ümidi şehidi ve sevdayı

 


“….. şehidler Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendileri için korku ve hüzün bulunmadığını müjdelemek isterler.” Âl-i İmran Sûresi, Âyet: 169-170.

 

 

TOPTAN SARILALIM YÜCE KUR’AN’A

Toptan sarılalım Yüce Kur’an’a

Çünkü rahmet inmez ayrı durana

Mü’minler İslâm’a karşı durana

Biraz öfkelenip kafayı taksa

Esir mi olurdu Mescid-i Aksa

İşgal mi olur du Müslüman Bosna

Saldırıyor kâfir dünü bu günü

Müslümanlar sanki mezarda ölü

İslâm toprakları oldu kan gölü

Akan bütün kanlar Hak için aksa

Esir mi olurdu Mescid-i Aksa

İşgal mi olurdu Müslüman Bosna

Bulunmaz mı çâre nedir bu illet

Böyle hayat sürmek ne büyük zillet

Müslümanım diyen bu kadar millet

İslâm gözlüğüyle hayata baksa

Esir mi olurdu Mescid-i Aksa

İşgal mi olurdu Müslüman Bosna

 


“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanların faydasına olan şeyleri denizde taşıyıp giden gemilerde, Allah’ın gökten su indirip onunla ölmüş olan yeri dirilterek, üzerine her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için (Allah’ın varlığına ve birliğine) deliller vardır.” Bakara Sûresi, Âyet: 164.

 

BİZDEN DE SELÂM GÖTÜRÜN

Mekke’ye giden hacılar

Bizden de selâm götürün

Ey analar, ey bacılar

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Kutlu hicaz çöllerine

Mü’minler insan seline

Hak sevgili Rasûlüne

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Akıtılan göz yaşına

Suyu, ekmeği, aşına

Haceru’l-Esved taşına

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Girin dostların bağına

Düşmezsin küfür ağına

O mübârek nur dağına

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Eliniz açın Allah’a

kabul olacak mutlaka

Koşun Merve’ye, Safâ’ya

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Girdiğinizde ihrama

Sakın el sürmen harama

Rasûl kızı Fatma anama

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Altın oluk hoştur göze

Dua edin oradan bize

O muazzam Kâbemize

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

Lebbeyk diyen dillere

ªeytan taşlayan ellere

Mekke ile Medine’ye

Bizden de selâm götürün…

            Yaralıyım ben.

BU DÜNYA’YI KURAN MİMAR

Bu dünyayı kuran mimar

Ne sağlam bir temel atmış

Kâinata ibret için

Kısım kısım kul yaratmış

Ustası var, çırağı yok

Kazması yok, küreği yok

Gök kubbenin direği yok

Muallakta bina çatmış

Bu dünyaya gelen gülmez

Bir yol vardır giden gelmez

Bu bir sırdır kimse bilmez

Bunu sır deyip kapatmış

Bu dünya fânidir fani

Aldatıyor seni beni

Yalan dünya baldan tatlı

Eyvah bala tuzda katmış.

“Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size onların karnındaki işkembe pisliği ile kan arasından hâlis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından âfiyetle geçer.” Nahl Sûresi, Âyet: 66.

BANA SENİ GEREK SENİ

Cennet cennet dedikleri

Bir kaç köşkle birkaç hûri

İsteyene ver sen onu

Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirem

Ne yokluğa sevinirem

Aşkın ile avunuram

Bana seni gerek seni

Aşkın aldı benden beni

Ben ağlarım dünü günü

İstemem sensiz ömürü

Bana seni gerek seni

Yunus’dur dünyada adım

Gün geçer artar feryadım

İki cihanda maksudum

Bana seni gerek seni

CÂN-U DİLDEN ÂŞIK OLDUM

Âşık oldum cân-u dilden

Muhammed’e Muhammed’e

Mevlâm bizi ümmet eyle

Muhammed’e Muhammed’e

Âşık olan irfan olsun

Ciğer yansın püryan olsun

Bir canım var kurban olsun

Muhammed’e Muhammed’e

Ebû Bekir sağ yanında

Hazret-i Ömer sol yanında

Osman, Ali divanında

Muhammed’in Muhammed’in

Gökten Kur’an inmedi mi

Taç başına konmadı mı

Hak habibim demedi mi

Muhammed’e Muhammed’e

 

 

 

 

 

“Senin Rabbin bal arısına da şöyle vahy etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin, sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin sana has kıldığı (şaşırmayacağın) yaylım yollarına çık.” O arıların karınlarından renkleri değişik bal çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Doğrusu bunda da düşünecek bir topluluk için (Allah’ın hikmet ve emrine delâlet eden) büyük bir alâmet vardır.” Nahl Sûresi, Âyet: 68-69.

 

MUHAMMED HÜRMETİNE

Dünya yoktan var oldu

Muhammed hürmetine

Kalplere iman doldu

Muhammed hürmetine

Önce Âdem babamız

Sonra Havva anamız

Ziynetlendi dünyamız

Muhammed hürmetine

İbrâhimi tuttular

Âteşlere attılar

Gülistana döndü nâr

Muhammed hürmetine

Yusuf’u aldattılar

Bir kuyuya attılar

Kuyudan çıkarttılar

Muhammed hürmetine

Yüce Peygamber Musa

Elinde var bir asa

Ejder olur atarsa

Muhammed hürmetine

Rahimsin Allah’ım sen

Kurtar cehenneminden

Hissever cennetinden

Muhammed hürmetine

SORDUM SARI ÇİÇEĞE

Sordum sarı çiçeğe

Annen baban var mıdır?

Çiçeği der derviş baba

Annem-babam topraktır.

Sordum sarı çiçeğe

Evlât-kardeş var mıdır?

Çiçeği der derviş baba

Evlât kardeş yapraktır.

Sordum sarı çiçeğe

Niçin boynun eğridir

Çiçeği der derviş baba

Özüm hakka doğrudur.

NAKARAT

Hak lâilâhe illallah

Allah lâilâhe illallah

Sordum sarı çiçeğe

Niçün benzin sarıdır

Çiçeği der derviş baba

Ölüm bize yakındır.

Sordum sarı çiçeğe

Size ölüm var mıdır?

Çiçeği der derviş baba

Ölümsüz yer var mıdır?

Sordum sarı çiçeğe

Sen kimin Ümmetisin?

Çiçeği der derviş baba

Muhammed ümmetiyim.

Sordum sarı çiçeğe

Sen beni bilir misin?

Çiçeği der derviş baba

Sen Yûnus değil misin?

GÜL YÜZÜNÜ RÜYAMIZDA

Gül yüzünü rüyamızda

Görelim yâ Rasûlallah

Gül bahçene dünyamızda

Aşkınla yaşarır gözler

Hasretinle yanar özler

Mübarek Ravzana yüzler

Sürelim yâ Rasûlallah.

Veda edip mâsivâya

Yalvarıp yüce Mevlâya

ªefâat-i Mustafa’ya

Erelim yâ Rasûlallah.

Sensin gönüller sultanı

Getiren yüce Kur’an-ı

Uğruna tendeki canı

Verelim yâ Rasûlallah.

Levlâke dedi sana Hak

Bağışla yüzümüze bak

Huzurulah’a yüzü ak

Varalım yâ Rasûlallah.

ÖMRÜN BİTİRMİŞ VİRÂNE MİYİM

Ömrün bitirmiş

Virâne miyem

Aklın yitirmiş

Divâne miyem

Nedir bu hâlim

Artar melâlim

Söyle a zâlim

Bigâne miyem

NAKARAT

Allahu Allah

Allahu Allah

Allahu Allah

Allahu Allah

Kanat vururum

Döner dururum

Yanar kururum

Pervâne miyem

Yaşlı gözlerim

Tutmaz dizlerim

Yolun izlerim

Mestâne miyem

Hâlim söylenir

Gör neler denir

Herkes denir

Terâne miyem

Meczub sanırlar

Mecnun tanırlar

Hep aldanırlar

Uryâne miyem.

Aşki can feda

Olsa ne fayda

Aşk oku yayda

Kemâne miyem

MEVLÂYI ÖZLER

Güller sümbüller

Öter bülbüller

Yanık gönüller

Mevlâyı özler

Hû diyen canlar

Canda cananlar

Aşkla yananlar

Mevlâyı özler

Eman ver bana

Niyazım sana

Yüreğim yanar

Mevlâyı özler

Pervâne nâre

Deme ağyâre

Mest olan yâre

Mevlâyı özler.

Zikreden zâkir

ªükreden şâkir

Aşki bu fâkir

Mevlâyı özler.

EY ALLAH’IM BENİ SENDEN AYIRMA

Ey Allah’ım beni senden ayırma

Beni senin cemâlinden ayırma

Seni sevmek benim dinim imanım

İlâhi dini imandan ayırma

Ben ol dost bahçesinin bülbülüyüm

İlâhi bülbülü gülden ayırma

Sararıp hem solup döndüm hazana

İlâhi hazânı daldan ayırma

Eşrefrûhi senin kemter kulundur

İlâhi kulunu senden ayırma

HAK YOL İSLÂM YAZACAĞIZ

Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İslâm yazacağız

Kuşların göz bebeğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol İslâm yazacağız.

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minârelerin ucuna

Hak yol İslâm yazacağız.

Bucak bucak, köşe köşe

Yıldıza, Aya, Güneşe

Kara taşa, kor ateşe

Hak yol İslâm yazacağız.

Herkes duyacak bilecek

Saklanmaz gayri bu gerçek

Yaprak yaprak, çiçek çiçek

Tek yol İslâm yazacağız.

NEFİS SEN ÖLMEZ MİSİN

Nefis sen ölmez misin?

Ölmeye gelmez misin?

Saçın sakalın ağarmış

Tevbeye gelmez mizin?

NAKARAT

Allah Allah yâ Rabbi

Lutfeyle hidâyeti

Hidâyetin olmazsa

Ben neyleyim bu hali

Nefis sen ölmez misin?

Ölmeye gelmez misin?

Tahtadan evin yapılmış

Girmeye gelmez misin?

Nefis sen ölmez misin?

Ölmeye gelmez misin?

Yakasız gömlek biçilmiş

Giymeye gelmez misin?

“Güneş dürüldüğü (ve ışığı söndürüldüğü) zaman. Yıldızlar bulanıp düştüğü zaman. Dağlar yürütüldüğü (toz duman olduğu) zaman. Kıyılmaz (canım) mallar terk edildiği zaman. Bütün hayvanlar bir araya toplandığı zaman. Bütün denizler kaynayıp birbirine karıştığı zaman. Ruhlar (bedenlerle) çiftleştirildiği zaman. Diri olarak (toprağa) gömülen kız hangi günahla öldürüldü? Sorulduğu zaman. (herkesin işlemiş olduğu amellerin tesbit edildiği) defterler (hesap için) açıldığı zaman. Gök yerinden söküldüğü zaman. Cehennem kızıştırıldığı zaman. Cennet (mü’minlere) yaklaştırıldığı zaman. Her insan (dünya da iyi ve kötü) ne hazırlamışsa (onu) bilecektir.” Tekvir Sûresi, Âyet: 1-14.

DALEAL BEDRU ALEYNA

 


NAKARAT

Daleal bedru aleyna min seniyyetil vedâ

Vecebeş şükru aleyna Mâ deâ lillâhi dâ’

Eyyühel meb’ûsü finâ ci’te bil emril mutâ’

Ci’te şerraftel Medine merhaben yâ hayra dâ’

Gad lebisnâ sevbe ızzin ba’de esvâbirriga

Salli yâ Rabbi alâ men halle fihayril biga

Gad lebisnâ sevbe ızzin ba’de esvâbirriga

Ve rada’ nâ sedye mecdin ba’de eyyâmizzaya’

Salli yâ Rabbi alâ men halle fi hayri biga

Esdilis sidra aleynâ mâ seâ lillâhi sa’

Yâ habîbî yâ Muhammed yâ imâmel gıbleteyn

Yâ habîbî yâ Muhammed yâ imâmel harameyn

Ente şemsün ente bedrun ente nûrun alâ nûr

Ente miskî hussüreyya yâ habîbî yâ Rasûl

Galet ahmâruddeyâci külli erbâbil İslâm

Küllü men yetba’ Muhammed yenbeği ellâ yüda’

Ve teâhednâ cemiy’an yevme egsemnel yemin

Len nehûnel ahde yevmen vettehaznessıdga diyn.

YAN YÜREĞİM YAN

Yan yüreğim yan

Gör ki neler var

Bu halk içinde

Bize gülen var

Koy gülen gülsen

Hak bizi bilsin

Gâfiller ne bilsin

Hakkı seven var

Bu yol uzundur

Menzili çoktur

Geçidi yoktur

Derin sular var

Her kim merdâne

Gelsin meydâne

Kıyamaz câne

Kimde hüner var

Yunus sen burda

Meydan isteme

Meydanlar içinde

Merdâneler var

Dere Kur'an Kursu Personeli

İletişim Bilgileri

Yetkili Kişi
Şahin Balaban - Kurs ve Yurt Yöneticisi
Adres
Dere Aşıklar Mh. Tepehan Sk. No:17/A Meram/Konya
Telefon Kurs:0332 3285018 - Gsm:05362295333 Fax 0332 3285410 E-mail sahinbalaban@hotmail.com

Ulaşım Bilgileri

Ziyaretçi Sayacı